hd porno

lezbiyen porno esmer porno sarışın porno porno porno izle milf porno konulu porno latin porno
Bilim&Teknoloji

Replica Was Produced That Mimics The Human Eye

It Can Imitate the Human Eye!

Because the human eye is complicated and delicate, scientists find it difficult to study this structure. Perhaps the least progress between all sciences is the structure of the human eye. Membranes, veins, nerves and many more features are waiting to be discovered. Nowadays, it is of great importance that artificial intelligence is put forward and that the eyes are replicated as a science. There was a pleasing news in this direction and there was a development that excited the science steps and science circles recently. According to this, an artificial replica was produced which can now perform and mimic eye movements. This replica, which is currently in its infancy and responds to only a few responses, is expected to develop and do much more.

 

It Can Cry and Blink

This chip, which has a diameter of about 5 cm, is almost an eye size, perhaps a little larger. This chip with tear ducts is produced from the nerves in the corneal structure of the eye. One of the most important features of this new replica is that it certainly has a perfect lens. This lens can also blink. Moist and wet tears in the eyes according to the situation and if desired to pour. In short, he does almost all eye movements like a normal person, but he is not fully developed. Researchers, to test eye dryness of the chip blink rate from 12 to 6 per minute reduced. They then found that when they used the investigated medication to maintain a significantly reduced amount of tears, eye dryness-induced combustion was markedly reduced.

This structure does not contain all the cells in the eye. Lack of eye vessels and biological immune systems. Researchers, the system is missing and can not test the formation of tears, he says. The researchers hope that this study will be further developed in the future and will open new horizons in the treatment of eye diseases. The research was published in the journal Nature Medicine.

Kaynak: web

Daha Fazla
Bilim&Teknoloji

Sosyal Medya Anneliği

Türkiye’de Sosyal Medya kullanımı ile ilgili veriler

Günümüzde bildiğimiz gibi tüm dünyada da etkili olan sosyal medya Türkiye’de de fazlasıyla kullanılmakta. Artık bu mecra fazla kullanılmaktan çıkmış, insanların geçim kaynağı haline gelmeye başladı. Elbette insanlar geçimini bu tür mecralardan karşılayabilirler. Üstelik çokta iyi bir maddi getirisi olan bir iş. Dilerseniz öncelikle sosyal medya kullanımı ne kadar yaygın bu verileri inceleyelim.

AÜ Rektörü Prof. Dr. Şafak Ertan Çomaklı tarafından kurulan merkezin, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Web Are Social, Hootsuite ve Statista verilerinden derlediği bilgilerle hazırlanan raporda, Türkiye ve dünya ölçeğinde çok sayıda sayısal veri sosyolojik bakımdan karşılaştırmalı incelendi.

Rapora göre, dünyada 3 milyar 480 milyon kişi aktif olarak sosyal medyayı, 4 milyar 380 milyon kişi de interneti kullanıyor. Türkiye’de ise 52 milyon aktif sosyal medya, 59 milyon 300 bin de internet kullanıcısı bulunuyor.

Türkiye’de internet kullanıcılarının en yoğun olduğu 25-34 yaş grubunda oran yüzde 91,7 iken, en düşük olarak 65 yaş ve üzerinde yüzde 19,8 olarak kaydedildi.

Sosyal ağ kullanımındaki artış ve düşüş oranları da raporda yer aldı. Buna göre, Türkiye’de 6 milyon 300 bin kişinin kullandığı Snapchat’te, geçen seneye göre bu yıl yüzde 26 düşüş tespit edildi. Kullanıcı sayısındaki en büyük artış ise önceki yıla göre yüzde 5,8 ile 7 milyon 300 bine ulaşan LinkedIn adlı sosyal ağda gerçekleşti. 2019’da önceki seneye göre Instagram kullanıcılarında yüzde 2,7 ve Twitter kullanıcılarında yüzde 1,9 artış, Facebook kullanıcılarında ise yüzde 2,3 azalma olduğu saptandı.

Bir başka veri ise tablo olarak gösterecek olursak;

Türkiye de sosyal medya kullanım alanları

sosyal-medya-istatistikleri-hootsuite

Sosyal Medya Bağımlılığı ve Hastalıkları

Hal böyleyken sosyal medya gencinden yaşlısına herkesin kullandığı bir alan haline geldi. Artık öyle bir kullanım alanı haline geldi ki sosyal medya bağımlılığı için artık hastaneler kurulmaya başlandı. Bu mecralar aslında çokta faydalı bir alan haline getirebilmek ve kullanabilmek mümkünken bu durum aslında tam tersi. Peki, asıl konumuz olan nedir bu sosyal medya anneliği?

Konuyla İlgili:  Sosyal medyadan terki diyar eyledim.

sosyal-medya-anneligi

Bu mecralarda az çok ün kazanmış olan kişiler var. Ün kazanmamış kişiler ise (genelleme yapmamak kaydıyla belirtiyorum) yeni doğmuş çocuklarıyla veya konuşmayı yeni öğrenmiş, öğrenmeye başlayan çocuklarıyla sürekli aktif bulunmakta. Elbette ki paylaşabilir fakat çocuk üzerinden bir kazanç sağlama yoluna girildiğinde bu durum bambaşka bir haline geliyor. Bir kazanç elde etme güdüsüyle çocuklarına yaklaşan ebeveynlerin sonrasında çocuklarıyla olan iletişiminin ne derecede sağlıklı olabileceğini tahmin etmek çokta zor değil.

sosyal-medya-zararlari-aile

Annelik mi Sosyal Medya Anneliği mi?

Çocuğunun emziğinin reklamını yapan annelerden tutunda giydiği kıyafete kadar reklamını yapan annelere kadar vahim bir hal almış durumda

Günümüzde sosyal medyanın orantılı ve amacına uygun kullanılmadığında ne kadar zararlı olduğunu hepimiz biliyoruzEvliliklerin boşanması, eşler arası şiddetli geçimsizlik hatta ölüme bile yol açan bu mecra hal böyleyken ebeveynlerin çocuklarıyla ve eşleriyle hayatlarını sosyal medyada yaşamalarına hiçbir anlam ve akıl erdirebilmek mümkün değil. Uzmanlar çocukları telefondan uzak tutmamızı aksi takdirde bunların sonucunun neler olabileceğini her yerde sıklıkla belirtirken ebeveynlerin doğmamış çocuğa sosyal medya hesabı açmak neden?

Sizce bir çocuk annesiyle veya babasıyla birlikte oyun oynayarak, eğitici faaliyetlerde bulunarak veya kitap okuyarak mı vakit geçirmeli yoksa hayatını sosyal medyaya göre mi şekillendirmeli?

Kaynak: web

Daha Fazla
Bilim&Teknoloji

Nesnelerin interneti (IoT) 

nesnelerin interneti ve sensör uygulamaları
Hazır olun!

Bu yazımızda, nesnelerin interneti ile sensör uygulamalarının hayatımızı nasıl değişeceğini ve ufkunuzu açacak uygulama alanlarını bulacaksınız.

Nesnelerin interneti (IoT) kısaca, nesnelerin insan müdahalesi olmadan, kendi aralarında belirli protokoller aracılığı ile iletişim kurmasıyla oluşan veri ağıdır.

Gün geçtikçe popülaritesi ve kullanım alanı artan nesnelerin interneti kapsamında 2016 itibari ile akıllı telefonlar, tabletler ve bilgisayarlar dışında yaklaşık 6,4 milyar ile 9 milyar arasında cihazın internete bağlı olduğu tahmin ediliyor. Bu sayı tüm cihazlar dahil edildiğinde yaklaşık 17,6 milyar olarak tahmin ediliyor. 2020 itibariyle her biri izlemek ve kontrol etmek için geliştirilmiş uygulama içeren cihaz sayısının 30 milyarı bulması bekleniyor.

IoT ile birçok endüstride cihazların birbirlerine bağlanması sağlanıyor. Bu iletişim ağı sensör pazarıyla doğru orantılı olarak gelişiyor. Önümüzdeki 10 sene içerisinde her sene yaklaşık 1 trilyon sensörün konuşlandırılacağı ve 20 yıl içerisinde yaklaşık 45 trilyon sensörün ağa bağlı olacağı öngörülüyor.

Sensör Uygulamaları Nelerdir?
nesnelerin interneti ve sensör uygulamalarıAkıllı sensörler, IoT’nin yalnızca küçük bir bölümünü temsil etse de onlar olmadan IoT de mevcut olamazdı. Akıllı sensörler veri dağıtımında çok önemli bir rol oynamakta, birçok yeni uygulama için önemli bir etkinleştirici olarak yer almakta ve nesnelerin interneti zincirine daha fazla bağlantı ve analitik kazandırmaktadır. Sensörlerin yanı sıra radyo frekansı tanımlama (RFID) etiketleri ve okuyucuları da IoT uygulamalarında oldukça sık kullanılıyor. Aşağıda örnek olarak ultrasonik, sonar, kızılötesi, lazer sensör teknolojilerinden ve seviye, sıvı tanımlama, ışık, renk,  dokunma sensörleri gibi tiplerinden bahsedeceğim;

1) Ultrasonik sensörler: katı ve sıvı nesnelerin temassız algılanması için tasarlanmıştır. Bu sensörler, bir tanktaki su seviyesinin izlenmesinden akışkan tanıma/konsantrasyona, nesne yakınlığını tespit etmekten çok çeşitli işlevler için kullanılır. Ultrasonik sensörler, IoT ürün geliştirme için vazgeçilmez bir unsur haline geldi ve akıllı bağlantılı ürünler oluşturmak için (akıllı çöp kutuları gibi) yaygın olarak kullanılıyor. Bu sensörler, yüksek frekanslı ses dalgaları üretmek ve hedef tarafından yansıyan yankıyı almak için tasarlandı. Bu sensörler geniş bir uygulama yelpazesinde, renklerin, yüzey dokusunun veya şeffaflığın belirlenmesinin önemli olmadığı durumlarda kullanılıyor.

2) Seviye sensörleri: için her biri belirli özelliklere sahip geniş bir uygulama yelpazesi vardır. Sıvı seviyesi için en tipik uygulamalar belirli sıvıların tank sıvı seviyesinin ölçülmesini içerir.

3) Sıvı tanımlama / konsantrasyon uygulamaları: farklı sıvıların arasındaki seslerin yayılma hızındaki değişiklikleri içerir. Sensör, bilinen bir mesafenin ToF (time of flight) değerini ölçer. Bu değer, sıvıyı tanımlamak için kullanılan bir arama tablosundaki (lookup table) değerlerle karşılaştırılarak analiz edilebilir.

4) Işık sensörleri: yaklaşım (proximity) sensörü kategorisinde düşünülebilir.  Algılanan ışık miktarı ile paralel olarak Fotoresistör veya Fotovoltaik pillerin voltajını değiştiren basit bir sensördür.

5) Renk sensörleri: farklı renklerin farklı yoğunlukta yansıtılmaları belirleyici olmaktadır. Örneğin turuncu renk kırmızı ışığı yeşil renkten daha büyük bir miktarda yansıtır. Belirli bir renge sahip bir nesnenin varlığını saptamak veya nesnelerin veya yüzeylerin türünü algılamak için kullanılabilirler.

6) Dokunma sensörü: yakınlık sensörleri kategorisine dahil edilebilir ve nesneleri, doğrudan temas ile veya küçük bir mesafede algılamak üzere tasarlanmışlardır.

7) Kızılötesi algılayıcılar: kızılötesi sensör ve serit kontrol sistemibir ortamdaki nesneleri bulmak için, IR LED aracılığıyla iletilen IR ışığını ölçer. Nesnelerin İnternetinde kızılötesi sensörler, yakınlık sensörleri, motor kontrolü ve seviye sensörleri gibi sensörleri kullanan akıllı ürünler oluşturmak için yaygın olarak kullanılır. Bu sensörler askeri ürünlerden tüketim mallarına kadar çok sayıda endüstride kullanım alanı bulabilir. Kızılötesi sensörler, kalp hızı ve fitness monitörleri, güvenlik alarm devreleri ve akıllı oyuncaklar gibi bir dizi akıllı ürün oluşturmak için de kullanılır. Bu tür bir sensör, nesne kaçınılması, mesafe ölçümü veya hat izleyen uygulamalar gibi navigasyon uygulamalarında oldukça popülerdir. Kızılötesi ışıklara ve güneş ışığına karşı çok hassastır. Bu yüzden düşük ışıklı alanlarda IR sensörleri yüksek hassasiyetle kullanılabilir.

8) Sonar sensörler: öncelikli olarak nesne algılama için navigasyon uygulamalarında kullanılır. Bu tür bir algılayıcı çok pahalı olduğu için büyük bütçeye sahip projelerde yer alır. Yüksek performanslara sahip bu sensörlerden yeraltında veya dalgıç robot uygulamalarında yararlanılır.

9) Lazer sensörler: lazer ışığı ile uzun mesafedeki bir hedefi izlemek ve tespit etmek için kullanılır. Lazer sensörleri ölçümde çok hassas ve aynı zamanda çok pahalıdır.

Sensör Tümleştirme Nasıl Yapılabilir?
IoT uygulamaları farklı sensörlerden gelen verilerin tamamlayıcı, rekabetçi veya işbirlikçi olarak kullanılmasını da kapsar.

– Tamamlayıcı: Bireysel sensörler doğrudan birbirlerine bağlı değildir, ancak veriler daha eksiksiz bilgi için birleştirilebilir. Örnek olarak, bir ev veya iş yerinin tam olarak kapsanması için güvenlik kameraları birden fazla video akışını kullanıyor olabilir.

– Rekabetçi: Bir ağdaki her sensör (aynı özellik için) bağımsız bir ölçüm sağlar. Hataya dayanıklı bir uçuş kontrol sistemi, üç farklı geribildirim döngüsünü içerebilir ve çoğunluk oyu temelinde kararlar alabilir ve tek bir yol başarısız olursa doğru şekilde çalışmasına olanak verecek şekilde çalışabilir.

– İşbirlikçi: Birleştirilmiş ağ, tek bir sensörden elde edilemeyecek bilgileri geliştirmek için birden çok bağımsız sensörden gelen bilgileri kullanır. Örneğin stereoskopik görüntü, gözlemlenen sahnenin üç boyutlu bir görüntüsünü oluşturmak için iki kameradan alınan iki boyutlu verileri kullanır.

IoT Uygulamaları Nelerdir?
iot uygulamalarıIoT analiz ve işlemleri için gerekli olan ham malzeme gerçek zamanlı verilerin alınmasıdır. Bu sebeple sensörler aşağıdaki alanlar için geliştirilen birçok uygulamada yer alır.

  • Akıllı şehirler,
  • Akıllı çevre,
  • Su kontrolü ve ölçümleri,
  • Güvenlik ve önlemler,
  • Üretim tesislerinde verimliliğin artırılması,
  • Endüstriyel otomasyon uygulamaları
  • Ödeme-reklam-pazarlama uygulamaları,
  • Lojistik uygulamaları,
  • Araç takip sistemleri,
  • Hasta takip sistemleri,
  • Sağlık uygulamaları,
  • Maden uygulamaları,
  • Endüstriyel uygulamalar,
  • Akıllı tarım – hayvancılık uygulamaları,
  • Ev otomasyon uygulamaları,
  • Giyilebilir uygulamalar
  • Otomotiv ve ulaşım uygulamaları
  • Enerji yönetimi uygulamaları

Bu tür uygulamalara aşağıdakiler gibi örnekler verilebilir;

  • IoT’nin önemli uygulamalarından bazıları madencilik bölgelerinde, özerk olarak çalışan madencilik araçlarında görülür. Sürücüsüz makinelerde, yağ basıncı, filtreler ve diğer kamyon bileşenleri hakkında kablosuz bağlantılar (uydu, hücresel ve diğerleri gibi) aracılığıyla çeşitli sensörler bilgi aktarabilir. Ekipmanın hayati bulguları izlenerek gerektiğinde teknik ekibe bakım önerileri veya alarm durumları gönderilebilir.
  • IoT teknolojisi kullanılan bir garaja yaklaşıldığında, algılayıcılar araçları belirler ve onları mevcut park yerlerine yönlendirir. Garajın her tarafından, sensörle donatılmış LED ışıkları, sürücüler gelip geldikçe aydınlanıp kararabilir.
  • Akıllı araç teknolojisinde de IoT’den yararlanılır. Otomobillerin her yerinde bulunan sensörler tarafından üretilen büyük veriler ile kendileri için düşünen otomobiller geliştirilebilir. Bu yenilikler sayesinde sürücülere ve özellikle özel ihtiyaçları olan sürücülere ve yaşlılara büyük yararlar sağlanabilir. Araçlar için herhangi bir hasar ya da çarpışma anında sahibini akıllı telefon (giyilebilir akıllı cihazlar) üzerinden bilgilendirme sistemi sağlanabilir ve sonrası için de sigorta şirketi yetkilisi ile iletişim kurulması önerilebilir.
  • Uçaklarda her bir parçanın internete bağlı olması ile motordan kanatlara ve iniş takımına kadar oluşabilecek mekanik problemlerin önceden rapor edilmesi sağlanabilir. Buna ek olarak uzaktan kontrol mümkün olabilir.
  • Çöp kutularının boşaltılması gerektiği bilgisi alınabilir.
  • Nem ve fırtına uyarıları gibi bilgi sağlayan iklim kontrolü uygulamaları yapılabilir.
  • Radyasyon seviyelerinin saptanması (Fukushima Nükleer Santrali ve çevresinde aktif olarak yapılmaktadır) sağlanabilir. Endüstriyel ortamlarda, kimyasal fabrikaların çevrelerinde ve maden ocaklarında gaz seviyelerinin ve sızıntılarının tespiti yapılabilir.iot ve taşıma sistemleri
  • Taşıma şirketleri araçlarını izleyerek ve optimum hız, motor sağlığı, kilometre hesabı gibi ölçütleri takip ederek çevreye daha az zararlı olmanın yollarına gidebilir. Bu sayede yakıt tüketimi minimize edilebilir.
  • Akıllı enerji uygulamaları kapsamında iç mekanların entegre bir şekilde enerji ve su tasarrufu sağlanabilir. Kazaları önlemek ve enerji tasarrufu yapmak için uzaktan kumanda sistemleri ve davetsiz misafirleri önlemek için pencere ve kapı kontrol sistemleri yapılabilir.
  • Yiyecek ve içecekler de dahil tüketiciye sunulan birçok ürün ile sensörler aracılığıyla iletişim sağlanabilir.
  • Tarım alanında toprak verimliliği gibi faktörler IoT ve büyük veri ile takip edilebilir. Bu sayede çiftçiler daha iyi ürün geliştirebilmek için toprağın ne zaman sulanması gerektiğini daha kolay takip edebilirler. Bu sayede işletme maliyetlerinin de azaltılması sağlanabilir. Benzer şekilde hayvancılıkla uğraşanlar da hayvanlarını IoT ile takip edebilir (internet of cows), böylece kaybolma ve çalınma durumlarının önüne geçilebilir. Akıllı hayvan yetiştiriciliği kapsamında çiftliklerde hava kalitesinin incelenmesi, havalandırma ve zararlı gazların tespiti yapılabilir.
  • Eğlence merkezlerinde kullanılabilen RFID bileklikleri ile merkezlerdeki park yeri kullanımı, yiyecek satın alma, hızlı bir şekilde bilet alarak geçiş yapmak mümkün olabilir. Aynı zamanda bu veriler ile merkezde talep gören/görmeyen özellikler takip edilebilir.
  • Üretim sahasında kullanılan makinelere aynı sensör teknolojileri uygulanırsa, bir sorun oluştuğunda üretim sorumlularına bilgi gönderilebilir. Belirli bir zaman aralığında üretilen parçaların yeniden üretilmesi gerektiği konusunda da uyarı alınması mümkün olabilir.
  • E-sağlık uygulamalarında bireylerde izlenebilecek, kandaki oksijen (SPO2), kan şekeri, hava akışı (nefes alma), vücut ısısı, elektrokardiyogram (EKG), kan basıncı, hasta konumu gibi ölçümler farklı sensörler ile yapılabilir. Bunlar gibi izleme amaçlı ölçümlerin yanı sıra, tıbbi ve biyomedikal alanda sensör uygulamaları ile hastalıkların erken teşhisi ve risk faktörlerinin belirlenmesi sağlanabilir. Örneğin akıllı sıvı yönetimi çözümleri ile kateterizasyon tekniği ile hastaların CBT’si (core body temperature) ve idrar çıkışını otomatik olarak ölçülerek hayati bulgular izlenebilir. Enfeksiyonları önlemenin yanı sıra diyabet, prostat kanseri, kalp yetmezliği ve sepsis gibi tıbbi durumlarda erken bakıma/tedaviye başlanabilir. Gerekli sağlık kuruluşlarına/personellerine ve yakınlara kablosuz olarak, her yerde doğrudan rapor ve alarm verileri iletilebilir.
  • Yalnız yaşayan yaşlılar ve engelliler için yardımcı uygulamalar geliştirilebilir. Hastanelerde ve evlerde hastaların durumlarının takibi yapılabilir. UV güneş ışınlarının ölçümü, hava temizliği gibi çevresel faktörler takip edilebilir.
  • Aşı, ilaç gibi malzemelerin depolandığı alanların, dondurucuların koşullarının kontrolü sağlanabilir.
  • Hastalar tarafından giyilen Bluetooth özellikli algılama cihazları tarafından üretilen biyometrik verileri izlemek, kaydetmek ve analiz etmek için mobil uygulamalar kullanılabilir. Bu uygulamalar hastabakıcıların daha hızlı ve bilinçli kararlar vermelerine yardımcı olmak için sensör verilerini analiz ederek bunları elektronik tıbbi kayıtlar ve diğer klinik bilgilerle eşleştirebilir.akıllı uygulamalar ve sensörler
  • Akıllı Uyku uygulamaları ile uyku durumunu izlemek ve iyileştirmek mümkün olmaktadır. Kullanıcının uyku düzenini analiz eden çeşitli sensörler ve sensör teknolojisi kombinasyonlarını kullanarak uyku kalitesini izleyen çok sayıda cihaz bulunur. Uyku durumlarını izlemek için akıllı telefonlar ve bileklikler gibi cihazlar kullanılır.
  • Nehirlerde, barajlarda, denizlerde (sularda) kimyasal atık kontrolü yapılabilir.
  • Su seviyesi kontrolü ve su kaçağı kontrolü – kanallardaki su basıncı farkı analizi- yapılabilir.
  • Güvenlik açısından birçok uygulama geliştirilebilir. Örneğin erişimi sınırlı olması gereken alanlarda yetkisiz kişilerin tespiti yapılabilir. Veri merkezleri, depolar gibi hassas iç mekanlarda sıvı, gaz kaçağı gibi durumlar takip edilebilir.
  • Savunma sanayi alanındaki uygulamaları da unutmamak gerekir. IoT teknolojilerinin kullanımı askerleri izlemek ve onları birbirlerine ve komuta zincirine bağlamak ve güvenliklerini sağlamak için gün geçtikçe artabilir.
Daha Fazla
Bilim&Teknoloji

Endüstri 4.0 nedir ?

Devrim sözcüğü ani ve radikal değişimi çağrıştırır. Yaşam tarzımızdaki ilk değişim avcılık-toplayıcılıktan tarıma geçiştir. Tarım devrimini 18.yüzyılın ikinci yarısından itibaren gündeme gelen bir dizi sanayi devrimi izledi.Kas kuvvetinden mekanik kuvvete geçiş gerçekleşti. İlk sanayi devrimi demiryollarının ve buhar makinesinin devreye girmesiyle ikinci sanayi devrimi elektrik ile üçüncü sanayi devrimi ise bilgisayarlar ve internet ile dijital devrim olarak tanımlandı. Dünyanın bir dönüm noktasında olduğunu, benzeri görülmemiş yeniliklere yol açacak olan bu yüzyıla beraber başlayan devrime ise dördüncü sanayi devrimi olarak nitelendirebiliriz. Dördüncü sanayi devrimi sadece akıllı ve bağlantılı makine ve sistemlerle ilgili değil gen diziliminden nanoteknolojilere, kuantum bilgi işlemelere kadar fiziksel dijital ve biyolojik alanların karşılıklı etkileşimidir.

Tarih Sahnesinde Dördüncü Basamak

Devrim kelimesi tek başınayken zihninize birçok negatif çağrışımı getiriyor olabilir. Hatta belki bilinçdışınıza iyice kulak verirseniz, çatışan askerlerin ya da slogan atan vatandaşların sesini duyabilirsiniz. Ancak bugün ele aldığımız devrim, kendisinden önce gelen varyasyonlarıyla aynı yolda ilerlese de kulaklarınızda yankılananlardan oldukça farklı bir noktada yer alıyor. Dünya Ekonomik Forumu kurucusu Klahus Schwab, içinde bulunduğumuz dünyanın dinamiklerine uygun olarak yeni bir başlangıç ön görmüş ve buna Dördüncü Sanayi Devrimi ismini vermiştir. Bu ifadeyi açıklamadan önce ilk üçe değinmemiz gerekiyor. 1780’li yıllarda buharlı makinelerin keşfiyle başlayan sanayi kalkınmaları devrimin ilk basamağını oluştururken, elektrikle birlikte ortaya çıkan kitlesel üretim ikinci yarıyı bizlerle tanıştırıyor. 1960’lı yılların sonrasında hayatımıza giren bilgisayar ve internetle birlikte devrimin günümüze kadarki üçüncü yani son safhası da tanımlanmış oluyor. Yolun devamındaki durağımızı anlatmaya şu sözlerle başlıyor Klaus Schwab: “İlk üç sanayi devrimini tarif etmek için kullanılan çeşitli tanımların ve akademik argümanların bilincinde olarak, ben bugün dördüncü bir sanayi devriminin başlangıcında bulunduğumuzu düşünüyorum. Bu devrim bu yüz yıl ile birlikte başladı ve dijital devrim üzerinde yükseliyor.” Bu düşüncesinin nedenini ise üç ana etmene bağlıyor kendisi: Teknolojinin üstel büyümesinden kaynaklı ortaya çıkan gelişme hızı, devrimin getirilerinin toplumun, bireyin ve ekonominin üzerinde var olan etkisinin genişliği ve derinliği, son olarak ise sistemlerin bütünsel dönüşümü. Tarih sahnesine dördüncü kez çıkan devrimin en önemli özelliğinin “Ne yaptığımızı değil, (bu işlemi yapan) bizleri değişmesi” olarak gören Klaus Schwab kitabında ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan bizlere önemli açıklamalarda bulunuyor. Yaşanan, yaşanmakta olan ve yaşanacak tüm gelişmeleri toplumsal perspektifte ele aldığı bölüm geleceğin tahayyülünde çok önemli bir görev üstleniyor. 2015 yılı Küresel Zenginlik Raporunun verilerine dikkat çeken Schwab dünyadaki varlıkların yarısının küresel nüfusun en zengin %1’i tarafından kontrol edindiğini bu durumun var olan eşitsizliği büyütüp beslediğini vurguluyor. Eşitsizlik artışı ekonomi sayfalarının ötesinde toplumsal değerleri derinden etkileyen tehlikeli, endişe kaynağı göstergelerden birisi. Bazı araştırmalar eşitsizlik ile eğitim düzeyi arasındaki korelasyonu gözler önüne sererken, bazıları beraberinde getirdiği kutuplaşmayı ve suç oranını kanıtlar nitelikte. Her ne kadar gelişen teknoloji ve sosyal medya araçlarının bireyleri birbirlerine daha çok yakınlaştırdığı düşünülse, dünyanın küresel bir köye dönüştüğü fikri kabul görmeye başlasa da aslında ince bir çatlak olan ayrışmanın git gide derinlik kazanarak toplumsal çözülmeyi beraberinde getirdiğini görüyoruz. Kimileri dijital teknolojinin sonuçları pozitif yönde değiştirmesi ve gücü insanlara vermesiyle daha eşit bir büyümenin yakalanabileceğini savunuyor. Ancak bu düşünceye silikon bir vadiden baktığımız zaman ufukta pek de olasılık göremiyoruz. Tam bu noktada sessizlik sarmalı içerisinde hareketsizce çırpındığımıza değinen Klaus Schwab teknolojik meselelere uyumun sağlanması için toplumun içerisinde her anlamda sorumluluğun alınması gerektiğini vurguluyor. Etkisinden kaçamadığımız devrimin koşullarına adapte olmak için henüz çok geç değil. Sosyal, politik, ekonomik ve akademik ortakların eş güdümünde atılan adımlar negatif noktaların pozitif bir yönde ilerlemesine katkı sağlayabilir.

Dördüncü Sanayi Devrimi ile Beraber Hayatlar Nasıl Değişecek?

Sanayi devrimleriyle birlikte de insanlar bir yeniliğe değişime geçiş yapmıştır. Birinci sanayi devrimi 1760’ta başlamıştır. Buhar makinesinin devreye girmesi ve demiryolları inşasıyla mekanik üretime geçiş başlamıştır. 19. yüzyıl sonlarına doğru ise ikinci sanayi devrimi ile elektriğin ve montaj hattının sağladığı destekle seri üretime geçilmiştir. 1960’larda üçüncü sanayi devriminde ana bilgisayarların, kişisel bilgisayarların, internetin yayıldığı bir dönem olduğundan bu dönem dijital devrim olarakta adlandırılmıştır. Dördüncü sanayi devrimi ise dijital devrim üzerinde ilerliyor ve bazı profesörlerce ‘’ikinci makine çağı’’ olarak adlandırılıyor. Dördüncü sanayi devrimi, akıllı ve bağlantılı makineleri, nanoteknolojileri, yenilenebilir enerjileri içeriyor. Bu devrimin diğerlerinden farkı teknolojilerin birbiriyle bağlantılı olup fiziksel, dijital ve biyolojik alanlarda karşılıklı etkileşimidir. Fiziksel olarak özerk taşıtlar, 3D yazıcılar ve ileri robotik öne çıkmaktadır. Şuan da dronlar, uçaklar, tekneler birer özerk taşıtlardır. Fakat sensörler ve yapay zeka teknolojilerinin gelişimiyle bunlar hızla iyileşecektir. Gelişmelerle birlikte dronlar ulaştırma araçları olarak kullanılacaktır. 3D baskı ile dijital bir şablon kullanılarak üç boyutlu bir nesne ortaya çıkabilir. Şuanda otomotiv, havacılık medikal endüstrilerdeki uygulamalarda kullanılsa da gelecekte ürünlerin müşteriye göre özelleştirilmesinde kullanılacaktır. Yakın zamana kadar sadece otomotiv ve bazı belirli alanlarda kullanılan robotlar artık bugün tüm sektörlerde, hassas tarımdan hasta bakıcılığına kadar her alanda kullanılıyor. Robotikteki hızlı ilerlemelerle insanlar ve makineler arası işbirliği giderek iyileşecektir. Dijital açıdan ise dördüncü sanayi devriminde fiziksel ve dijital uygulamalar arasındaki bağlantı olan nesnelerin internetidir. Nesnelerin interneti ile en basit nesneler ve insanlar arası teknolojik bir bağlantı oluşacaktır. Zamanla akıllı sensörler evlere, giysilere, kentlere, ulaşım ve enerji ağlarına yerleştiriliyor. Diğer bir alan ise biyolojik alandır. En dikkat çekici yenilik ise genetikteki inovasyonlardır. Bilimciler artık deneme yanılma yöntemiyle değil bilgiişlem gücüyle hangi özgül genetik varyasyonların belli özellikleri ve hastalıkları oluşturduğunu test edebiliyorlar. Bir sonraki adımda ise DNA yazarak organizmalar özelleştirilecektir. Dördüncü sanayi devrimi büyük teknolojik yeniliklerle gelmektedir. Hayatımızı hızla değiştirip kolaylaştıracak.

Kaynak: web

Daha Fazla